Evet sevgili Apolitikler! Türkiye’de gazetecilik mesleğinin toplumsal dokuyu her zaman koruyan, o dokunun, hiç bir şekilde “tahriş” olmamasını savunan bir gazeteci var karşımızda, o Apoletlerine rağmen, “insan” seven yeri geldiğinde tam bir kaplan yeri geldiğinde kabına sığmayan minik kedi, o patronuyla bir “tek” atmak için çok şey veren insan! Dostlar, sitemizin güzide Apolitikleri! Kim olduğunu tahmin ediyorsunuzdur! O adı ‘Hürriyet’ olan, ama ‘Hürriyetizm’le alakası olmayan gazetenin genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök -Paşa-!
Dostlar, buradaki amacım Sayın Özkök’ü rencide etmek değil, haşa! buna asla tenezzül etmem. Lakin, Sayın Özkök kendi kendini rencide etmektedir. Bizim yaptığımız bunu açıkça göstermek! Apolitikler! Geçenlerde basında takip etmiş olduğunuzu düşünüyorum. Bir sanatçımıza karşı cinsel saldırıda bulunulmuş -ki yaklaşık 1 sene oluyor- bu haber pek muhteşem, anlı-şanlı, haksavunur Türk basınımızda kalın puntolarla yer bulmuştur. Detayları çok fazla girmeyelim, bu cinsiyetçi politikaların Türk basını tarafından abartılıp abartılıp nasıl gün yüzüne çıktığını biliyoruz.. Öhömm.. aferdersiniz… Apolitikler! Sayın Özkök, pekmuhteşem gazetesinde bununla ilgili çok ilginç bir yazı kaleme aldı. “Adı malum” gazetenin “kadın” çalışanları ayağa kalkmış, gazetenin tecavüzle ilgili verdiği habere ‘itiraz’ etmişler. Özkök bu tecavüzle ilgili verdiği haberden büyük ‘rahatsızlık’ duymuş. Bakın Özkök paşamız ne diyor;
“Konu, dünkü Hürriyet’te yayınlanan, tecavüz mağduru ile ilgi haberdi.
Arkadaşlarımız iki konuda çok şiddetli tepki gösteriyorlardı.
Birincisi, tecavüz mağdurunun yüzü tam karartılmamıştı.
İkincisi ise, mağdurun poliste verdiği ifadeden yazılan haberin içeriğinde insanı irkilten ayrıntıların yer alışıydı.
Dün konuyu yazı işleri toplantısında uzun uzun tartıştık.
Aslına bakarsanız, hepimiz haberin gazetede yayınlanan halinden rahatsız olmuştuk.”
Okuduğunuz gibi, Pekmuhteşem gazetemizin ‘kadın’ çalışanları bu durumdan rahatsız olmuş. Hatta bu yüzden çok şiddetli tepki göstermişler. Maazalah grev bile yapabilirlerdi. Aman tanrım, düşünsenize böyle bir grevin olduğunu, gazete çalışanları ayaklanmış, ellerinde “Tecavüzcü haberleri geri çekin” “Ertuğrul İstifa” pankartları! O-oo Aydın Doğan yerinde hop oturur hop kalkardı…
Evet dostlar, öyle ki, haberi yapan, redaksiyondan geçiren, okuyan pekmuhteşem ‘editörler(!)’ nasıl olmuşsa hem kadının fotoğrafını ‘tam karartamamışlar’ hemde mağdur sanatçımızın ifadesini neredeyse dıpdızlak yerleştirmiş. Özkök bundan rahatsızmış(???) öyle mi! Ertuğrul Özkök o kadar rahatsız olmuş ki, sadece kendisi değil tüm çalışanları da rahatsız olmuş “Aslına bakarsanız, hepimiz haberin gazetede yayınlanan halinden rahatsız olmuştuk.” Haberin yayınlanan halinden rahatsız olmak! Be kardeşim insan sormaz mı, sen o gazetecilik belgeni hangi okuldan aldın diye! sorar mı ? bilemem, ben sorarım şahsen!
Ama iş bununla bitiyor mu! Şanlı gazetemizin şanlı Genel Yayın Yönetmeni bakın hangi otomatik reflekslerini çalıştırmış ;
“İngiliz basını olsa ve ünlü bir sanatçı, televizyon dizisi oyuncusu tecavüze uğrasa, bunun manşet yapmaz mı?”
“Gazetecilik haberi ele geçirme sanatıdır. Arkadaşlarımız ifadeyi ele geçirmiş. Bunu vermeyecek miyiz?”
“Başka gazeteler bu tür haberleri veriyor, biz vermezsek haber atlamış olmaz mıyız?”
Bir de şu argüman:
“Tecavüz haberlerini vermezsek, bu tür suçlar ve onların failleri hep gizli kalacak. O zaman karşı tepki nasıl oluşacak?”
“Ergenekon gibi davalarda, daha iddianame hazırlanmadan birçok insanın hayatı karartıldı. O konuda sesi çıkmayanlar, iş tecavüze gelince niye aslan kesiliyor?”
Bravooo ! Vallahi Bravooo! Yani bu adam gazeteci değil sevgili apolitik sakinleri. Bu adam bildiğimiz neo-magazin dergilerinin editörü! Size de öyle gelmiyor mu! Utanmaza bakın!, ünlü sanatçıları teşhir etmek için demek ki fırsat kolluyor. Yani söz konusu, onun çok ‘ünlü’ olması öyle mi! Kadın olması onun için hiçbir şey ifade etmiyor! Görüyormusunuz Özkök’ün yaptığını, ‘Gazetecilik Haber Alma Sanatıdır’, özlü söz buna derim ben! Ele geçirdiği her haberi, doğru mu değil mi diye kontrol etme gereği bile duymayan bir gazeteci, vallahi bravo, ele geçirdiği haberin bir kadının psikolojik durumunu ne şekilde etkileyeceğini bilmeyen bir gazeteci!
Bakın, burada aslında tüm yazdıklarının özeti var. “Bu haberi yayınlamazsak başkaları yayınlarlar” Ne diyor
Apoletli Özkök Paşamız
, “başkaları da veriyor, alal bize ne bizde veririz” ah özkök ah! düzelmeyeceksin sen! Özkök yazdığı yazıdan sıkılmış olacak ki, tüm söylediklerini/yaptıklarını affetmemizi istiyor, yeni başlangıç için yeni özürler diliyor. Özkök şunu diyor;
“Gazetecilik tuhaf bir meslek.
Her gün gazetenizi okunacak haberlerle daha çekici hale getirmek gibi bir refleksiniz oluşuyor.
Böyle bir çekim alanı içinde, ağır bir rekabet psikolojisinin baskısı altındasınız.
Bu atmosfer, en kontrollü insana bile hata yaptırabiliyor.
Bazen, hatanın arkasından mıntıka temizliği yapma ihtiyacı duyuyorsunuz.
Ama çoğu kez iş işten geçmiş oluyor ve yaptığınızla kalıyorsunuz.
Dün dikkat ettim.
Hata kolektifti, ama savunma o kadar kolektif olmadı.
Çünkü hepimizin içinde “Keşke yapmasaydık” gibi bir duygu vardı.”
Birinci ve İkinci paragrafa dikkatle bakın! Ne görüyorsunuz! Bir gazetenin ikiyüzlü politikasının teşhiri değil mi! Hızlı giden bir atın, daha hızlı gitmesi için kamçılanması değilmidir. “Haberi çekici hale getirmek için..” ne demek bu! ne oluyoruz yahu! Kadınlar sizin iğrenç haberlerinizin mezeleri midir? Nedemek istiyorsunuz! bu nasıl bir yazı! Kadını cinsiyet metası haline getirmenizdeki amaç nedir! Utanmadan sıkılmadan hangi yüzle bunları söyleyebiliyorsunuz! Bakın bir itiraf daha ‘rekabet psikolojisi’ Bu sermayenin ve onun yalakalarının birebir oyunu değil de nedir sevgili apolitikler! ‘Büyük oturan boğa’ daha çok kazanacak diye, Kadınlar daha çok çile mi çekecek!
”
Keşke yapmasaydık”
Ne kadar basit!
En sonunda dikkatli olacağını söylüyor paşamız! Devam et durmak yok ne de olsa! Ama kazın ayağı öyle değil Sayın Özkök! İnternet sitenize en son ne zaman girdiniz! O sitede yer alan haberleri ne kadar kontrol ettiniz! Bakın saat 21:30 haberlerin başlıklarını veriyorum.
“Vekil Öğretmene Tecavüz Şuçlaması” “Vahşet Sözü Masum Kalır -haberin fotosu o kadar iğrenç ki yazıklar olsun böyle gazeteye- “Krizim geldi Partisi -ne alakaysa-” “Askın düştü görmedin mi?” -he görmedim-
Bu Ertuğrul Özkök ve onun gibilerin, aslında ne kadar yalancı olduğunu gösteriyor. Özür dilemekle bu işler hal olmuyor! Biz bu yalancıları teşhir etmeye devam edeceğiz!
Not: Böylelikle ‘Köşe’min Yazarları’ kategorisinde ilk yazımızı yazıyoruz! Xeyirli olsun efenim!